Şu an için artan trafik araçlarının kullanımı hayatı kolaylaştırmakta ancak bu kolaylığın yanında trafik kazalarında artış da meydana gelmektedir. Trafik hayatının daha düzenli işleyebilmesi için düzenlemeler yapılmakta ve yüksek yargı organlarınca içtihatlar oluşturulmaktadır. Söz konusu içtihatlar ve düzenlemeler, trafik kazalarının oluşmasının önlenmesinde ve herhangi bir kaza meydana geldikten sonra oluşan zararın en makul düzeyde telafi edilebilmesi açısından oldukça önemlidir. Bugün sizlerle paylaşacağımız konumuz, trafik kazasından sonra oluşan manevi zararlarımızın tazmini ve tazminatı istemek için hangi hukuki süreçlerin izleneceğine dairdir. Manevi tazminatı kısaca tanımlamak gerekirse bu tazminat türü maddi bir zararın tazminini sağlamaz daha çok; kişilik haklarına yöneltilen saldırı sonucunda, saldırıya uğrayanın manevi zararını, çektiği üzüntüyü ve uğradığı ruhsal sarsıntıyı gidermeye yardımcı olacak ruhsal bir tatmin yoludur denilebilir. Trafik kazasının sonucuna göre istenecek manevi tazminat türü de değişmektedir. Eğer trafik kazası sonucunda ölüm değil de yaralama meydana geldiyse zarar gören maddi tazminatın yanında manevi tazminatı da isteyebilmektedir. Maddi tazminat ile ilgili ayrıntılı açıklama bir önceki yazımızda mevcuttur. Ancak maddi tazminatı yaralamalı trafik kazası sonucunda sadece zarar gören kişi isteyebilirken manevi tazminatı hem zarar gören kişi hem de yakınları isteyebilmektedir. Fakat zarar görenin yakınlarının manevi tazminatı isteyebilmesi için ağır bir bedensel yaralanma olmalı ya da bir uzuv kaybının söz konusu olması gerekir. Bu iki hal dışında yaralamalı trafik kazasında zarar gören kişinin yakınları manevi tazminat talep edemezler.
Trafik kazası sonucunda ölüm meydana gelmesi durumunda manevi tazminat nasıl belirlenecek?
Bu durumda ölenin yakınları trafik kazası sonucu gerçekleşen ölüm sebebiyle duydukları acı, keder, elem için manevi tazminat alabilmektedirler. Kanuna göre ölüm sonucu manevi tazminat alabilecek kişiler şunlardır: anne, baba, eş, çocuklar, kardeşler ve nişanlıdır. Trafik kazası sonucu istenecek diğer bir tür tazminat ise destekten yoksun kalma tazminatıdır. Kısaca destekten yoksun kalma tazminatına değinmek gerekirse trafik kazasında ölenin annesi, babası, eşi, çocukları, nişanlısı ve ölen kişiden destek alan kişiler ölümden sonra ölüm olmasaydı alacakları muhtemel desteği almak için istedikleri bir tazminat türüdür. Akla gelecek diğer bir soru ise manevi tazminatın nasıl belirleneceğidir. Manevi tazminatın amacı zarar görende veya onun yakınlarında huzur duygusu yaratmaktır, bu sebepten dolayı manevi tazminat bir zenginleşme aracı olarak kullanılmamalıdır. Mahkemeler karar verirken buna dikkat etmektedir. Bu yüzden kişide oluşan elem, keder ve üzüntüyü az da olsa tazmine yönelik olan bu tazminat türü belirlenirken Mahkeme tarafından öncelikle tarafların sosyal ve ekonomik durumuna bakılır. Yani zarar görenin çok varlıklı, zarar verenin ekonomik durumdan çok zor durumda olduğu bir halde manevi tazminatın çok yüksek olmayacağı açıktır. Manevi tazminat için bakılan diğer bir husus trafik kazasının meydana geliş şeklidir. Eğer trafik kazası çok ağır sonuçlara sebebiyet verirse manevi tazminat da buna göre daha fazla olacaktır. Manevi tazminat belirlenirken dikkat edilen başka bir husus ise tarafların kusur durumudur. Yani sürücünün yüzde yüz kusurlu olduğu bir durumda manevi tazminat en yüksek üst sınırdan belirlenmelidir. Ancak zarar görenin de trafik kazasının meydana gelmesinde kusuru varsa bu durumda manevi tazminat daha az miktar üzerinden belirlenecektir. Tazminat miktarı belirlerken en son dikkat edilen diğer bir husus ise hak ve nesafet kurallarıdır. Hâkim tazminat miktarını belirlerken hakkaniyete göre taraflar için ve oluşan zararlar açısından en uygun miktarı belirlemeye çalışacaktır.
Trafik kazası sonucu duygusal olarak zarara uğrayan kişi bunun tazmini için neler yapmalı ve hangi hukuki yollara başvurmalı?
Bu durumda kişinin hukuki süreci ilerletmesi gereken iki ayrı alan söz konusu olabilir. İlk olarak ele alacağımız alan ceza hukuku alanıdır. Zira trafik kazası sonucu zarara uğrayan kişi kazaya sebebiyet verenin kastının varlığını biliyor veya olaydan bu çıkarılabiliyorsa veyahut bu kişinin ihmalkâr davranışları sebebiyle kazaya sebebiyet verdiğini düşünüyorsa durumu en yakın zamanda bir polis merkezine ya da cumhuriyet başsavcılığına bildirmesi gerekir. Bu durum trafik kazalarının sorumsuz davranışlar sergileyen bireylerin benzer davranışlarla daha fazla zarara sebebiyet vermesinin önüne geçilmesi konusunda oldukça önemlidir. Eğer tamamen dikkatsizlik sebebiyle trafik kazası meydana geldiyse ve kazaya sebebiyet verenin bunu öngöremeyeceğini durumdan çıkarabiliyorsa bu durumda yaralamanın ya da öldürmenin taksirli hali söz konusu olup taksirle yaralama için zarara uğrayan kişinin şikâyetinin olması gereklidir. Ancak kazaya sebebiyet verenin durumu öngörebileceği durumdan çıkarılıyorsa bu durumda yaralanan kişinin şikâyeti aranmaz. Taksirle ölüm durumu söz konusu ise zaten olay kendiliğinden savcılığa intikal etmekte ve trafik kazasının cezai süreci buradan ilerlemektedir. Bahsettiğimiz bu ilk yol ceza hukuku sürecine ilişkindi. Manevi tazminat hakkına ilişkin hukuki yol ise şu şekilde ilerlemektedir. Manevi tazminat talebini dava yoluyla elde etmek isteyen kişi zarar vereni ve sigorta şirketini birlikte taraf olarak göstermesi gerektiğinden söz konusu dava için görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olmaktadır. Yetkili Mahkeme ise Trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davaları haksız fiilden doğan davalar olduğu için, trafik kazasının veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yani davacının yerleşim yerinde açılabilir. Diğer değinilmesi gereken bir husus ise manevi tazminat taleplerimiz ile birlikte maddi zararlarımızın tazmini taleplerimizin birlikte Tahkim yolundan isteyebileceğimiz durumudur. Tahkim süresi dava yoluna göre daha hızlı sonuç verdiği için daha çok tercih edilmektedir. Ancak tahkim yoluna gitmeden önce izlenmesi gereken bir süreç vardır: öncelikle aracın poliçesinin kayıtlı olduğu Sigorta Şirketine başvurulması gerekmektedir. Oluşan zarar ve tazmin edilmesi gereken miktar küçük bir araştırma ile Sigorta Şirketinin mail adresi bulunarak bildirilir. Başvurudan sonra 15 gün içinde Sigorta şirketinden dönüş için beklenmelidir. Sigorta Şirketi olumsuz dönüş sağlarsa ya da sessiz kalırsa bu durumda Sigorta Şirketinin cevabı ile birlikte diğer tüm belgelerle Tahkim Komisyonuna başvurulur.
Kişi Tahkim Komisyonuna nasıl başvuracak?
Başvuru yapacak kişi ‘’Sigorta Tahkim Komisyonu’’ sayfasına girerek sağ tarafta bulunan Tahkim e- işlemler kısmındaki ‘online başvuru’ tuşuna basarak ilerlemeli ve çıkan ekranda e–devlet doğrulaması yaparak başvuru formunu indirmelidir. Başvuru formu doldurulduktan sonra diğer belgeler ile Komisyonun sayfasına yüklemesi gerekmektedir. Ayrıca Tahkim için gerekli harçlar yatırılmalıdır. Bu şekilde Tahkim süreci başlamış olmaktadır.